insanın iştihası sonsuzdur, arzulan sınırsızdır, talepleri bitmez tükenmezdir. Merakı, onu, hay-rına olacak zevk ve işlerin peşine düşürdüğü gibi zararına olacak haz ve ihtirasların ardına da düşürür. Zevk, haz, hırs, tamah, alışkanlık, tiryakilik gibi sonradan edinilen o kadar çok dürtüsü vardır ki insanı oradan oraya, şuradan şuraya sürükler durur. Karm doyduğu halde yemeye devam edebilir, canı çekmediği halde bir tiryakiliğini sürdürebilir ve so-nunda bir hayvanın asla kendisine veremeyeceği zararı bir insan kendi eliyle kendisine verebilir.
insan yemesi içmesi bakımından bir tür hayvandır ama o akıl ile donatıldığı ve iman edip etmemek gibi bir sınava tâbi tutulduğu için, hayvanlar gibi doğal sınırlara sahip değildir.
Hayvan, yer içer ve kendisine takdir edilen işleri yapıp yeniden toprağa iade edilir. Programına yazılan işlevi yeri¬ne getirmesi dışında herhangi bir sorumluluğu yoktur. Ama insan öyle değil. Yaptığından da aldığından da verdiğinden de hesaba çekilecektir. O yüzden kapasitesi sınırsıza yakın tasarlanmıştır. Zaten öyle olduğu içindir ki din adım verdiğimiz disiplin metotları var edilmiş, insan için her biri aynı zamanda gerçek birer hayat damşmanı olan peygamberler gönderilmiştir. Onlar bize nasıl yaşarsak, hayatımızı nasıl
HASTALIK YAPAN BESLENME FAKTÖRLERİ
Continue reading
-
Recent Posts
Recent Comments
Blogroll
Archives
Categories
Meta